Platin Ailesi Metalleri

Altı tane olup, renkleri, ayırt edilmelerini zorlaştıracak kadar birbirine yakındır. Üç tanesi hafif olup (rutenyum, radyum, palladyum; hacim kütlesi <12) diğer üçü ağırdır (osmiyum, iridyum, platin;hacim kütlesi > 21). Kuyumcuyu özellikle palladyum ve platin alaşımları ilgilendirirken, radyum ve iridyum da platine esneklik kazandırmak amacı ile kullanılmaktadır.

Platin

Bu metalin öyküsü çok ilginçtir. New York Prekolombiya Müzesi'nde eski Mısır'dan getirilen platin mücevherler bulunmaktadır. Bugün ismi Kolombiya olan, zamanın İspanyol sömürgesi Yeni Taneada'nın nehirlerinden çıkarılmaktaydı. Taşlar oldukça saf olup, altın, bakır ve demir de içermektedir. İnkalardan önce yaşamış olan yerliler de bu metalin işlenmesini biliyorlardı. Altın ile karışmış halde bulunması nedeniyle İspanyollar anavatana ihracını yasaklamakla kalmamışlar, aynı zamanda yok edilmesini emretmişlerdi. Ancak bu şekilde, platin kaçakçılığını teşvik etmişlerdir. İsmi, İspanyollar tarafından verilmiştir ve aşağılayıcı "küçük gümüş" anlamına gelmektedir.

Belli bir süre altın alaşımı, daha sonra ise demir alaşımı sanılmıştır. Saf metal olarak tanındığında ve ilginç özellikleri öğrenildiğinde, platine hücum başladı.

17 yüzyılda bir bilim adamları komisyonu platin araştırmalarını başlatmıştır. O günlerde bilim "dünyanın şekli" ile meşguldü. Dünyanın kutuplarından basılmış bir küre mi, yoksa uzun bir küre mi olduğu bilinmiyordu; sadece doğrudan ölçmelerle sonuca varılabileceği düşünülüyordu.

İki ayrı bilimsel sefer hazırlanır; ilki Laponya'ya gidip boylam derecesi ölçer. Diğerinin ise Ekvator'a gitmesi kararlaştırılır. İspanya kralı, Isapanyol bilim adamlarının katılması şartı ile Quito'ya gidilmesine izin verir. Sonuç olarak dünyanın kutuplardan basılmış bir küre olduğu ortaya çıktığı gibi, platin hakkındaki ilk bilimsel bilgiler de elde edilir.

Paris'te platinin akkor halde demir gibi işlenebildiği keşfedilir. Kimyager Baume 1773 yılında yayınlanan "Düşünsel ve Deneysel Kimya" adlı eserinde hu olaydan bahsetmektedir. Aynı kimyager halen günümüzde kullanılmakta olan asit cetvelini önermiştir. Nitekim hala hidro klorik aside 22 Be (22 derece Baume) nitrik aside 40 Be, sülfürik aside 66Be denmektedir. Demir ve bakırdan ayrıştırılmasın! sağlayan ilk yöntem arsenik metodu olmuş, daha sonra günümüzde de kullanılan amonyum klorur ortaya cıkmıştır.Daha önceleri Fransa ve İspanya'da kuyumculukta ve bilimsel amaçlarla platin kullanılmaktaydı.

Platin kullanımı ancak kaynak aletleri ve sönmemiş kirecin bulunmasını takiben yaygınlaştırılabilmiştir. Geçen yüzyılın sonuna kadar platin altına göre o kadar ucuzdu ki altın paraların sahtelerinin yapımında kullanılırdı . O yıllarda kuyumcu dükkanlarının sıvanmasında kullanılan kapların imalatında kullanılıyordu. 1960'ların sonunda kullanılan tornada yarım küreler işleyen Madenlerde, platin taş halinde bulunmakta olup, çoğunlukla nikel gibi metallerin rafine edilmesinden elde edilmektedir. Başlıca üreticileri Kanada, A.B.D., Güney Afrika ve Rusya'dır.

Platini eritmek için, sıcak kral suyu kullanılmakta olup, birçok başka madde tarafından da etkilenmektedir. Eritilmesi esnasında soda, sudkostik, peroksit, siyanür, demir siyanürü, kükürt, nitrat ve fosfor, arsenik, karbon gibi zehirli gazları ortaya çıkaran maddelerden sakınmak gerekmektedir. Erimiş sodyum karbonat, potasyum ve lityum da havadar ortamlarda platini etkilemekte olup, nitrat eklenerek bu durum önlenmektedir.

1870'li yıllarda Edison, ısıtılmış platin tellerinin havalı ortamda, vakumlu ortamda kaybettikleri ağırlıktan çok daha fazlasını yitirdiklerini gözlemlemiştir. Bugünlerde bu olayın yüksek sıcaklıklarda metalin kendisinden daha uçucu bir oksitten kaynaklandığını biliyoruz. Sönük kırmızı ısıda bile ortaya çıkmaktadır. Fırınlarda birkaç defa ısıtılıp soğutulduğunda platine ait kristallerin fırın çeperlerine yapıştığı görülmüştür. Dalgalı akımlarda anot vazifesi gördüğünde, hidro klorik asitte eridiği ispatlanmıştır. Ailenin diğer metalleri de akkor bir hal almaktadır.

Çok düşük miktarlarda diğer metaller ile alaşım haline getirildiğinde hemen özelliklerini yitirmektedir (özellikle mekanik özelliklerini). Parlaklığı hemen matlığa dönüşmektedir. Hava ile temasta bozulduğundan sıkıca kapatılmış kaplarda muhafaza edilmelidir. Karbon nüfuz edip kırılganlık oluşturur, ısıtılma esnasında alevin iç kısmına temas ettirilmemelidir. Piyasada dört çeşit platin bulunmaktadır: A,B,C,D.

A platini (999,9) kuyumculukta kullanılmamaktadır. B platini (999) özel saf platin veya rafine saf platindir. C platini (995) analiz laboratuvarlarında ve anot olarak kullanılmaktadır. D platini (990) kuyumculukta kullanılanıdır. Kimyasal özellikleri, sadece yüksek sıcaklıklarda farklılık göstermektedir. Fiziksel özellikleri için bu geçerli değildir. Aşağıdaki tablodan binde 10'luk bir farkla sertliğin arttığı görülmektedir.

Sıcak işleme boşlukları kaynatılamadığından, eritme esnasında gözeneklerin oluşmamasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle, platinin işlenmesi sırasında tekrar ısıtılmaya geçilmeden metalin yağlardan temizlenmesi ve %10 ila %20'lik hidro klorik asitle teması gerekmektedir. Bu işlem demir ve diğer maddelerin arındırılmasını sağlar. Mekanik özelliklerinden dolayı kakmacıların kullandığı keski ile işlenemez; saf halde iken artık bırakmadan uçabilen metil salisilat iyi bir çözümdür.

Platin, gümüş alaşımlarda bulunduğunda gümüşü eritebilen nitrik asit ve sülfürik asit gibi asitlerden geçebildiğinden, gümüş rafinesinin bir yan ürünü olarak da karşımıza çıkmaktadır. Kimyasal temizlik için 600C'lik florür klorür karışımına batırılması tavsiye edilir.

Platin Kaplama

Elektrolitik ve galvaniz tesislerinde %30 iridyum içeren platin alaşımı, titanyum levhaların kaplanmasında kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntemle elektrik iletkenliğinin büyük kısmı titanyuma, koruma ve kimyasal dayanıklılık asil bir metale emanet edilmiştir. Platin 30-50 mikron arasında bir kalınlığa sahip olabilir. Aynı şekilde tantalyum da kaplanabilmektedir.

Palladyum (Pd)

Platin metalleri arasında en az asil olanıdır. Çünkü derişik nitrik asitte ve sıcak derişik sülfürik asitte eriyebilmektedir. Platinin aksine üretimi, talebi aşmakta, ancak aynı ailenin diğer metalleri ile aynı anda ortaya çıktığından üretimi sınırlandırılamamaktadır. II. Dünya Savaşı esnasında askeıi amaçların tüm platine el koyması, kuyumculukta palladyumun kullanılmasını gündeme getirmiştir. Bazı özellikleri de bunu teşvik etmiştir: Hava ve insan teri ile temasta bozulmaması, rengi, platinden düşük fiyatı, 450'lik altından bile düşük hacim kütlesi gibi. Erime noktası platininkinden düşük, ancak nikel çinko karışımlı beyaz altınınkinden yüksektir.

Kolaylıkla soğuk halde işlenebilmektedir. 800-840C arasında hava ile temasta ısıtıldığında, metalin tek dengeli oksiti olan koyu yeşil renkteki Paladyumoksit'e dönüşmektedir. 820C'nin üzerinde lacivert-yeşil renkte Pd+PdO karışımına dönüşürken, 870C'yi geçince yeniden metal elde edilmektedir. Daha yüksek sıcaklıklarda oksijen emdiğinden ağırlığı artmakta ve dengeli bir alaşım halini almaktadır. l300C'yi geçince oksijen açığa çıkarmaktadır. Uçucu oksitler oluşturmaz. Hidrojenli ortamda eritildiğinde hidrojeni emer. Ezerek mikronun onda biri kalınlık elde etmek mümkün olup, sertliği 1000'lik platin kadardır. Tentürdiyot platini etkilemezken, palladyuma koyu renk vermektedir. Kırmızı renkli sıcaklıklarda palladyum (ailedeki diğer metaller gibi) soda, sudkostik, siyanür, sodyum ve potasyum nitrat, fosfor, arsenik, silisyum ve karbon tarafından etkilenmektedir. Kral suyunda platinden daha kolay erimektedir. 1803 yılında keşfedilmiş olup, takip eden iki yılda aynı ailenin diğer üç metali bulunmuştur: iridyum, radyum ve osmiyum. O tarihlerde keşfedilmiş olan ve adı "Pallad" olan ufak bir gezegenin anısına adlandırılmıştı. işlenebilirliğini artırmak amacıyla nikel, radyum ve rutenyum gibi diğer metallerle 950'lik alaşımlar haline getirilmektedir. Makine ile işlendiğinde vazelin, el ile işlendiğinde sıvı sabunun yağlayıcısı olarak kullanılması tavsiye edilmektedir.

Radyum (Rh)

Özelliğinden dolayı mücevherlere renk, beyazlık ve aşınmaya karşı dayanıklılık vermek için kullanılır. İsmi Yunanca "kırmızı" demek olan bir kelimeden türetilmiştir. Sıcak halde iken sülfürik asitte eriyebilmektedir. Isıtılmış metale gaz halindeki klor temas ettirildiğinde klorür meydana gelmektedir. Alternatif olarak 125-150C'lik kapalı tüplerde derişik asit ve sodyum klorür ile ısıtılmaktadır. Tüm metallerde olduğu gibi, Rh ne kadar çok toz halinde ise, o kadar kolay solüsyon haline geçmektedir.

Hava ile temas halinde ısıtıldığında 300C'de oksitlenmeye başlmakta, sıcaklık arttıkça hızlanmakta, 900-1300C arasında buharlaşmaktadır. Radyum kaplı bir nesne ısıtıldığında, Rh gözenekli ve ince olduğunda alttaki metal etkilenir
13 Ağustos 2008 Çarşamba

Altın Fiyatları

06.01.2009
  Alış Satış Önceki S. Değişim Saat
24 Ayar Altın Fiyatı 40,65 41,1 41,1 %0 16:36
Altın / Ons Fiyatı 845 845,75 845,75 %0 16:36
Altın Kg / Dolar Fiyatı 26870 26890 26890 %0 16:36
22 Ayar Altın Fiyatı 36,99 37,65 37,65 %0 16:36
14 Ayar Altın Fiyatı 23,58 24,04 24,04 %0 16:36
Çeyrek Altın Fiyatı 65,63 68,97 68,97 %0 16:36
Yarım Altın Fiyatı 130,27 134,93 134,93 %0 16:36
Tam Altın Fiyatı 259,94 270,86 270,86 %0 16:36
İkibuçuklu Altın Fiyatı 651,40 673,66 673,66 %0 16:36
Beşli Altın Fiyatı 1.301,80 1.343,31 1.343,31 %0 16:36
Kalın Çeyrek Altın 67,57 71,12 71,42 %0 16:36
Kalın Yarım Altın 134,65 139,04 139,04 %0 16:36
Kalın Tam Altın 268,59 277,77 277,77 %0 16:36
Kalın İkibuçuklu 670,93 694,28 694,28 %0 16:36
Kalın Beşli Altın 1.341,65 1.383,46 1.383,46 %0 16:36