Kuyumculukta Saflık ve Yabancı Maddeler
Ticari ahlak yönünden ve kanun olduğu için ayara uymalıdır. Teknik açıdan ayarın tek başına karar etkisi yoktur. Kullanılan malzeme belirli optik ve teknolojik özelliklere sahip olmalıdır. Kırılgan ve gözenekli olmamalıdır. Bu yüzden yabancı maddelerin sayısını ve miktarını bilmek şarttır. Cıvanın çok yüksek saflık derecelerine ulaşabildiği de anlatılmıştır. Burada da görüldüğü gibi, özellikler yabancı maddelerin azalması ile değişmektedir. Cıva parlaklığı, içinde bulunduğu kabı ıslatmaması, kürelere ayrılmaya çalışması ile ilgi uyandırmaktadır. 0,01 ppm'li bir cıva kürelere ayrılmamakta, kabı ıslatmakta ve termometre ve diğer fizik aletlerinin imalinde kullanılamamaktadır. Başka bir örnek için, sulandırılmış sülfürik aside iki çinko parçası batıralım. ilki çabuk tepkime gösterirken, ikincisi ilkinden çok daha sonra ve yavaşça erir. Bu Örnekler kuyumuculukta meydana gelen veya gelebilecek olan olayları kavramakta yardımcı olmaktadır. Yabancı maddeler içerdiğinde, mekanik özellikleri en çok değişen bir metal de platindir. Saflığı arttıkça daha yumuşak ve işlenmesi kolay olmaktadır.
Eğer kuyumcu, kimyagerlerin yüksek ayarlarını uygulamak zorunda kalırsa, bazı kuralları harfi harfine uygulaması gerekir.
Örnek vermek gerekirse, satın aldığı 1ppm yabancı madde içeren, yani 999,999'luk altını işlediğini düşünelim, işleme bittiğinde ayarın azalmış olduğunu görecektir; çünkü kullandığı aletlerden yabancı maddeler bulaşmıştır. Aynı şekilde, gümüş haddelenen bir tezgahta altın haddelendiğinde altına gümüş bulaşacaktır.
Ayarın azalmasını önlemek için, altın başka işlemlere tabi tutulmadan asitten geçirilmelidir. Metalik bir malzeme, zaten belli miktarda yabancı madde ihtiva ettiğinden, bu gibi olaylar işlemeyi imkansız kılacak sonuçlar doğurabilmektedir.
Örnekler diğer tüm işlemlere uygulanabilir. Örneğin, Testere hem aşındırmakta hem de aşınmaktadır. Bunun ispatı şöyledir: Testereden geçirilmiş beyaz altın mıknatıs tarafından hızla çekilirken, aynı altın aside batırıldıktan sonra daha yavaş tepki vermektedir.
Testerede meydana gelen olay bakır, çinko, gümüş, nikel ve kadmiyumun haddelenmesinde de meydana gelmektedir. Kakmacı, keskisi ile açtığı kanala çelik transfer etmektedir. Nitekim keski sık sık bilenmektedir. Çekiçleme esnasında madde alış verişi meydana gelmektedir. Asıl problem, transfer edilen madde miktarının bilinmemesidir. Soğuk mekanik işlemler ayar düşmesinin nedenlerinden bir tanesi olup, diğer neden ise sıcak mekanik işlemlerdir.
Genelde metallerdeki yabancı maddeler (pislikler) başlangıç metallerinden, kaplardan, atmosferden bulaşabilmektedir. Başka alaşımlarda kullanılan kaplar kullanılmamalı, her alaşım türünün kendi kabı olmalıdır.
Kurşun pisliği, kaynaklardan, desteklerden veya mengene ağızlarından bulaşabilir. Çok az bir miktarı sıcak veya soğuk işlemlerde kırılganlığa yol açabilmektedir. Bu durum özellikle heddelemede görülmektedir. Nedeni Au.Pb oluşması ile açıklanmaktadır. Binde 655'i Au olan bu madde son derece kırılgandır. 327°C'de eridiğinden en son katılaşanı olup, tanelerin çevrelerine yerleşmekte ve kalınlık yapmaktadır. Neticede kırılma meydana gelmektedir. Sülfür özellikle Au'yu ve Au'nun Pd ve Pt ile yaptığı alaşımları etkiler. Diğer tehlikeli bir pislik ise fosfordur.
En yaygın pislik türü oksijen olup, oksit halde veya metal içinde gaz zerrecikleri halinde bulunabilir. Bu pislik normal olarak nitelendirilmekte, yeniden ısıtma ve eritmeler esnasında oluşmaktadır. Temizlenmesi en zor oksit, nikelinki olup, sülfürik asitte zor erimektedir. Pislikler her zaman zararlı değildir. Bazı türleri, kontrol altında tutuldukları sürece, yararlı olmaktadır. Al eritme esnasında küçük miktarlarda eklenir. Oksijenle oksitlenip sıvı metale katylarak saflaştırmaktadır. Rutenyum, radyum, iridyum ve renyumun taneleri rafine ettiği söylenir. Fe, Co ve Ni gibi manyetik metallerin kristal tanelerin oluşmasında yardımcı olduğu iddia edilmektedir. Lantan ve lutesyumun kullanılarak yeniden kristalleşme sıcaklıklarının değiştirilmesiyle, zorlama ile birlikte oluşan kırılganlığın önlenmesine çalışılmaktadır.
Kalite, saflık ve yabancı maddelerin incelenmesi eski kuyumcu ve gümüş atölyelerinin sahte karlığını ortaya çıkarabilir. Elde edilen bulgular o günün teknolojileri göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Nesne birçok kısımdan oluştuğu vakit, inceleme tüm bileşenlere uygulanmalıdır. Bu şekilde sonradan yapılmış ekler açığa çıkarılabilir.
Eğer kuyumcu, kimyagerlerin yüksek ayarlarını uygulamak zorunda kalırsa, bazı kuralları harfi harfine uygulaması gerekir.
Örnek vermek gerekirse, satın aldığı 1ppm yabancı madde içeren, yani 999,999'luk altını işlediğini düşünelim, işleme bittiğinde ayarın azalmış olduğunu görecektir; çünkü kullandığı aletlerden yabancı maddeler bulaşmıştır. Aynı şekilde, gümüş haddelenen bir tezgahta altın haddelendiğinde altına gümüş bulaşacaktır.
Ayarın azalmasını önlemek için, altın başka işlemlere tabi tutulmadan asitten geçirilmelidir. Metalik bir malzeme, zaten belli miktarda yabancı madde ihtiva ettiğinden, bu gibi olaylar işlemeyi imkansız kılacak sonuçlar doğurabilmektedir.
Örnekler diğer tüm işlemlere uygulanabilir. Örneğin, Testere hem aşındırmakta hem de aşınmaktadır. Bunun ispatı şöyledir: Testereden geçirilmiş beyaz altın mıknatıs tarafından hızla çekilirken, aynı altın aside batırıldıktan sonra daha yavaş tepki vermektedir.
Testerede meydana gelen olay bakır, çinko, gümüş, nikel ve kadmiyumun haddelenmesinde de meydana gelmektedir. Kakmacı, keskisi ile açtığı kanala çelik transfer etmektedir. Nitekim keski sık sık bilenmektedir. Çekiçleme esnasında madde alış verişi meydana gelmektedir. Asıl problem, transfer edilen madde miktarının bilinmemesidir. Soğuk mekanik işlemler ayar düşmesinin nedenlerinden bir tanesi olup, diğer neden ise sıcak mekanik işlemlerdir.
Genelde metallerdeki yabancı maddeler (pislikler) başlangıç metallerinden, kaplardan, atmosferden bulaşabilmektedir. Başka alaşımlarda kullanılan kaplar kullanılmamalı, her alaşım türünün kendi kabı olmalıdır.
Kurşun pisliği, kaynaklardan, desteklerden veya mengene ağızlarından bulaşabilir. Çok az bir miktarı sıcak veya soğuk işlemlerde kırılganlığa yol açabilmektedir. Bu durum özellikle heddelemede görülmektedir. Nedeni Au.Pb oluşması ile açıklanmaktadır. Binde 655'i Au olan bu madde son derece kırılgandır. 327°C'de eridiğinden en son katılaşanı olup, tanelerin çevrelerine yerleşmekte ve kalınlık yapmaktadır. Neticede kırılma meydana gelmektedir. Sülfür özellikle Au'yu ve Au'nun Pd ve Pt ile yaptığı alaşımları etkiler. Diğer tehlikeli bir pislik ise fosfordur.
En yaygın pislik türü oksijen olup, oksit halde veya metal içinde gaz zerrecikleri halinde bulunabilir. Bu pislik normal olarak nitelendirilmekte, yeniden ısıtma ve eritmeler esnasında oluşmaktadır. Temizlenmesi en zor oksit, nikelinki olup, sülfürik asitte zor erimektedir. Pislikler her zaman zararlı değildir. Bazı türleri, kontrol altında tutuldukları sürece, yararlı olmaktadır. Al eritme esnasında küçük miktarlarda eklenir. Oksijenle oksitlenip sıvı metale katylarak saflaştırmaktadır. Rutenyum, radyum, iridyum ve renyumun taneleri rafine ettiği söylenir. Fe, Co ve Ni gibi manyetik metallerin kristal tanelerin oluşmasında yardımcı olduğu iddia edilmektedir. Lantan ve lutesyumun kullanılarak yeniden kristalleşme sıcaklıklarının değiştirilmesiyle, zorlama ile birlikte oluşan kırılganlığın önlenmesine çalışılmaktadır.
Kalite, saflık ve yabancı maddelerin incelenmesi eski kuyumcu ve gümüş atölyelerinin sahte karlığını ortaya çıkarabilir. Elde edilen bulgular o günün teknolojileri göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Nesne birçok kısımdan oluştuğu vakit, inceleme tüm bileşenlere uygulanmalıdır. Bu şekilde sonradan yapılmış ekler açığa çıkarılabilir.